Bir Süryani’nin Mardin ile ilk buluşması..

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan başlayan yolculuğumuzun ilk durağı Deyrul Zafaran Manastırı oldu. Orada biraz gezdik, dua ettik, mum yaktık ve oradaki görevli arkadaşlarla sohbet etme imkanı bulduk.

1990 yılından 2000 yılına kadar zorlu bir arazi süreci yaşadıklarını ve bu mücadeleyi kazandıklarını söylediler. Bu bizim için sevindirici bi’ haberdi. Akabinde restorasyon çalışmalarının başladığını söylediler ve bizim gördüğümüz yenilenmiş hali gayet büyüleyiciydi. Sonrasında Mor Şimoni Kilisesi bölgesine geçtik. Mor Şimano Kilisesi’nin her Kilise ve Manastır gibi kendine has bi aurası, büyüleyici bir atmosferi vardı. Kendimizi o atmosfere kapatıp dua edip ve mum yaktık. Hala işlevde ve her Pazar günü ayin yapılmakta.

Buradan çıkıp Kırklar Kilisesine geçtik. Mardin merkezde olan kilisemizde yönetim kurulu başkanı İliye Kırılmaz ile beraber gezip dua edip sohbet ettik. Kendisi sağ olsun bizimle çok ilgilendi. Kırklar Kilisesi’nde Suriye’den gelen insanlarımızda vardı. Süreye’den gelen mültecilere imkan doğrultusunda sığınacak yerler verilmiş. Oradan çıkıp Mardin’in dar sokaklarında biraz gezindik. İnanılmaz duygular yaşıyorduk. Mardin’in sokaklarında her yerde olduğu gibi insan duygulanıyor. Atalarının, dedelerinin bu sokaklarda anıları geliyor, insan canlandırıyor hafızasında kalanlarla. Mardin turundan sonra açlık bastırdığından Cercis Murat Konağı‘nda akşam yemeği yedik. Sanırım en duygulandığım anların başı burada başladı kendi topraklarımızda; Mezopotamya da, Turabdin Vatanımız Topraklarımız da “Misafir” sıfatıyla karşılanmak biraz üzücüydü.. lakin yemek ve hafif bir fasılla keyifler en leziz noktaya ulaştı.

Mardin

Hasankeyf’e veda ettik!

Mor Gabriel Manastırına gittik ve insanı büyüleyen atmosfer hala devam ediyor. Nereye giderseniz gidin o büyü sizi bırakmıyor. Mor Gabriel Manastırı’nda görevli arkadaşların candan, samimi en önemlisi güler yüzleriyle bizi karşılaması uzun zamandır görmediğimiz sevgiyi dışa vurdu kucaklaştık. Mor Gabriel Manastırı’nda, Mor Gabriel’in inzivaya çekildiği yere kadar çıktık dua ettik. Ziyaret ettik ki bu alan normal gezi amaçlı gelen kişilere kapalıdır. Sağolsunlar bize hemen yardımcı oldular ve dar geçitlerden geçip yukarı çıkıp ziyaretimizi gerçekleştirdik. Akabinde Rahiple sohbet ettik. Melfonolarla (öğretmenler) sohbet edip Mor Gabriel arazileri hakkında bilgi sahibi olduk. Davanın korucular tarafından değil devlet tarafından açıldığını öğrendik. Oradan Bereketimizi alıp bahçede biraz tur atıp büyülenmeye devam edip Meryam Ana Hah Kilisesine geldik.

Meryem Ana Kilisesi bizim tarihimizde ilk kilisemiz diye söyleyenler de var.

HASANKEYF | Dünya’nın hiç bir yerinde, bizim ülkemiz kadar tarihine topraklarına sahip çıkmayan bir ülke yoktur. Mardin’in, hatta dünyanın en büyük simgelerinden biri olan Hasankeyf, baraj yapımı sonrasında artık sular altında kaldı.

Konuşup sohbet ettiğimiz kişilerin isimlerinin hepsini aklımda tutamadığımdan buradan tüm Mardin Mezopotamya Turabdin bölgesinde yaşayan Seyidnelerimiz ve Ruhanilerimiz başta olmak üzere, Melfonolarımıza, görevli arkadaşlarımıza ve halkımıza ilgi ve alakalarından ötürü teşekkür ederiz.

Çoşkun Toksoy | Mardin Seyahatnamesi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.